



















Tarihin derinliklerinde uzun bir yolculuğa çıkmak kime iyi gelmez ki? Aynı zamanda müze olarak kullanılan Çeşme Kalesi, Aydın Valisi Mir Haydar aracılığıyla 2. Beyazıt tarafından 1508 yılında mimar Ahmet oğlu Mehmet’e yaptırılmıştır. Kale yapıldığı dönemde denize sıfırken sonraki yıllarda denizin doldurulması sonucu bugünkü konumunu almıştır. Karşısında masmavi denizi ve görülmeye değer manzarasıyla 2010 yılında açılan Çeşme Marina, Kale’ye olan ilgiyi arttırmıştır. Büyük bir özenle korunan kalenin içinde arkeoloji müzesi hizmet vermektedir. Ildırı’dan getirilen kalıntılar başta olmak üzere 447 adet tarihi eseri bulunan müzede tarihte bir yolculuğa çıkacaksınız.



Rum Ortodoks ibadethanesi olarak 1832 yılında Çeşme’de inşa edilen Aya Haralambos Kilisesi, Çeşme Belediyesi tarafından 2012 yılında restore edilerek Kültür ve Sanat Merkezi olarak hizmete açıldı. Ayrıca kilise, freskleriyle turistler tarafından yoğun ilgi görüyor.
150-200 kişi kapasitesi olan kilise, faaliyete geçtiği günden bugüne kadar birçok konser, sergi, söyleşi gibi etkinliklere ev sahipliği yapmaktadır.






Çeşme Alaçatı Sulak Alanı yaklaşık 250 hektar büyüklüğünde. Gelgitlerin etkili olduğu akarsuyun deniz ile buluştuğu, doğal bir su yoludur. Bu doğal sulak alanın güney sınırında Ege Denizi, kuzey sınırında ise Kutlu Aktaş Barajı bulunur. Alan içerisinde tuzcul bataklıklar ve küçük kumsallar yer alır ve genel bitki örtüsünü zengin çeşitlilikte makilik alanlar belirler. Bu verimli bitki topluluğu, endemik özelliğe sahip Teltırfılı (Pilularia minuta), Beyaz Kaya Gülü (Cistus monspeliensis)ve orkidegillerden Neotinea lactea gibi nadir bitki türlerine ev sahipliği yapmaktadır. Sulak alanının hemen hemen her yerinde görülebilen deniz börülcesi (Salicornia sp.) ve Hasır Otu (Juncus acutus), bazı kuş türlerine beslenme, sığınak ve üreme alanı oluşturur. Sulak alan içerisinde yıl boyunca flamingo (Phoenicopterus roseus) görülür. Ayrıca uzunbacak (Himantopus himantopus), yelpazekuyruk (Cisticola juncidis) ve altın yağmurcun (Pluvialis apricaria) gibi kuş türleri de alanda görülen önemli türlerdir.










Büyüklüğüyle hayran bırakan tiyatronun arkasındaki makilik alandan geçen patikaya tırmandığınızda panoramik manza tek kelimeyle müthiş: Kuzey ufkunda, Karaburun Yarımadası’ndan tüm heybetiyle yükselen antikçağın kutsal dağlarından Akdağ. Önünüzde geniş bir boşluğun ardından kıyıya kadar inen zarif Ildırı Köyü, Cennet Tepesi’ndeki mozaikleriyle meşhur Roma villaları. Onların ardında masmavi Ildırı Körfezi ve kıyıya yakın yemyeşil adacıklar: Karabağ, Yassı Ada, Çifte Adalar, Mustafaçelebi… Uzaklarda Toprak ve Karaada. Batı ufkunda Sakız… Sırtınızı verdiğiniz tepede ise tarihin babası Herodot’un bahsettiği, kadın din adamlarıyla ünlü Athena Polias Tapınağı, ayaklarınızın altında uygarlık tarihine geçmiş İon kenti Erythrai.





Rum kilisesi olarak 1874’de yığma moloz taş tekniğiyde Alaçatıda inşa edilmiştir. Kiliseden dönüştürülmüş ve camii olarak kullanılmaya başlanmıştır. Şu anda aynı anda hem cami hem kilise olarak aktiftir. İzmir Çeşme Alaçatı’da bulunan bu cami & kilise, dinler arası hoşgörünün nadir örneklerindendir. Alaçatı merkezde bulunan bu yapıdan içeriye girince iç alanın bir kısmının perde ile ayrıldığını görürsünüz. Perdenin arkası turistlerin ziyaret edebildiği bir kilisedir.